June 21st, 2010 §
Simdi yagmurlar ortmus uzerini…
Sessiz bir nefes var icinde,
Belli belirsiz, uykusuz, gecgin.
Gecen zaman sayiyor damlalari ve icine isliyor bu sessizligin sarkilari.
Gun bitiyor, gece donuyor sahneye,
Isik yok, perde yok…
…ve simdi,
Yalnizlik, sana verilen tek care.
June 15th, 2010 §
Boğazımdaki gemilerimdi sözlerim…
Hepsi şimdi oturdular bir bir.
Kuruyan dilim, damağım, nefesim,
Boğazımın çekilen sularına, mahkum olan gemilerim.
Hangi yön keşişleme, karayel, poyraz,
Hangi akıntı sürükler bizi…
Şimdi isyan bayrakları dalgalandiriyor,
Karantinaya alınmış tüm sözlerimi…
June 14th, 2010 §
Ne gunlerdi hatirlar misin…
O gunler, blog mu acsak, ne yapsak, nasil yapsak da acsak… “Icerik ne olacak abi…”
Heyecanla acmistik ikimiz de ayni anda siteleri. Senin sunucularda “kafarahat aş.” idim, tek bir derdim yoktu iste…
bulentt.com… Simdi, kapali olan makinalarin arkasinda, onlar da senin gibi uyuyor, senden cikan her sey gibi.
Gun oldu, zaman gecti, aradan neredeyse 5 ay gecti ve senin icin, bilinmeyen bir yerlerden yaziyorum bunlari yine senin icin.
Kafalar hala donuyor Bulent, durmuyor sorular, durmuyor hayat da, vurmaya devam ediyor. “Bosssverrr be abiiiii” desen de gitsek tatli yesek.
Tatli yemek…
Sonra o sirket,.. “Take IT Easy” sloganiyla… Olur muydu ben cesaret etseydim ? Ben cesaret etseydim ve o isi yapsaydik acaba sen simdi uzakta olmaz miydin ?
Bu bitmeyen bir soru olacak…
Rahat uyu Tigin, kardesim.